Sabah uyandığımız andan itibaren karar vermeye başlıyoruz.

Ne giyeceğiz? Kahvaltıda ne yiyeceğiz? Önce hangi işe başlayacağız? Gelen mesaja şimdi mi cevap vereceğiz, sonra mı? Bugün yürüyüş yapacak mıyız? Akşam ne yiyeceğiz? İnternette gördüğümüz ürünü almalı mıyız?

Bunların hiçbiri tek başına çok büyük kararlar değil.

Ama gün boyunca onlarca küçük seçim üst üste geldiğinde, akşam saatlerinde çok basit bir konuda bile karar vermek istemediğimiz anlar olabiliyor.

“Sen seç.”

“Fark etmez.”

“Yarın bakarım.”

“Şimdi uğraşmayayım.”

Bu cümleler her zaman ilgisizlik veya tembellik anlamına gelmez. Bazen gün boyunca çok fazla küçük seçim yapmış olmamızın doğal sonucudur.

Belki de sorun karar veremememiz değil, gereğinden fazla şeye karar vermek zorunda kalmamızdır.


Her Küçük Seçim Zihnimizde Bir Yer Kaplıyor

Günlük hayatımız giderek daha fazla seçenek içeriyor.

Televizyonu açıyoruz; yüzlerce içerik arasından seçim yapmamız gerekiyor. Bir alışveriş sitesine giriyoruz; aynı üründen onlarca seçenek çıkıyor. Telefonumuza bakıyoruz; mesajlar, bildirimler, videolar, haberler ve sosyal medya paylaşımları dikkatimizi çekmeye çalışıyor.

Üstelik yalnızca ne yapacağımıza değil, neye bakmayacağımıza da karar veriyoruz.

Bu nedenle bazı akşamlar fiziksel olarak çok yorulmamış olsak bile zihinsel olarak tükenmiş hissedebiliyoruz.

İşte burada önemli bir ayrım var:

Her karar aynı değerde değildir.

Akşam hangi tişörtü giyeceğinizle ilgili karar ile geleceğinizi etkileyecek bir eğitim, iş veya maddi karar aynı zihinsel alanı kullanmaz.

Fakat günlük hayatımızı küçük seçimlerle fazla doldurduğumuzda, gerçekten önemli konulara ayırabileceğimiz dikkatin bir kısmını çoktan tüketmiş olabiliriz.

Çok Fazla Seçenek Her Zaman Daha İyi Değildir


Genellikle daha fazla seçeneğe sahip olmanın bizi daha özgür yaptığını düşünürüz.

Bazen gerçekten öyledir.

Fakat seçenek sayısı arttıkça karşılaştırılması gereken şeylerin sayısı da artar.

Bir ürünü satın almak istediğinizi düşünün.

Önünüzde üç seçenek varsa özelliklerine bakıp kısa sürede karar verebilirsiniz.

Ama yüz farklı model, onlarca yorum, farklı fiyatlar, kampanyalar ve teknik özellikler önünüze geldiğinde karar giderek zorlaşabilir.

Sonunda kendinizi şunları düşünürken bulabilirsiniz:

“Biraz daha araştırmalı mıyım?”

“Acaba diğerini alsam daha mı iyi olur?”

“Daha ucuzu çıkar mı?”

“Yanlış seçim yaparsam?”

İşin ilginç tarafı, bazen karar verildikten sonra bile düşünme bitmez.

“Acaba diğerini seçseydim daha mı iyiydi?”

Bu nedenle hayatımızı kolaylaştırmak için her zaman yeni seçeneklere ihtiyacımız olmayabilir.

Daha önce yayımladığımız Hayatına Bir Şey Daha Eklemek Zorunda Değilsin: Eksiltmenin Gücü yazısında da benzer bir noktaya değinmiştik.

Bazen ilerlemenin yolu hayatımıza yeni şeyler eklemekten değil, gereksiz olanları azaltmaktan geçebilir.

Kararlar için de aynı şey geçerli.


Bazı Kararları Bir Kez Verip Bir Daha Düşünmeyebiliriz

Karar yükünü azaltmanın en basit yollarından biri, sürekli tekrarlanan küçük seçimleri rutin hâline getirmektir.

Örneğin her gün:

“Bugün yürüyüş yapacak mıyım?”

diye düşünmek yerine pazartesi, çarşamba ve cuma günlerini yürüyüş günü olarak belirleyebilirsiniz.

Her gece:

“Bugün kitap okusam mı?”

diye karar vermek yerine yatmadan önce on dakikayı otomatik olarak okumaya ayırabilirsiniz.

Sabah bilgisayarın başına geçtiğinizde hangi işe başlayacağınızı düşünmek yerine bir önceki akşam ertesi günün ilk görevini belirleyebilirsiniz.

Böylece aynı kararı her gün tekrar tekrar vermeniz gerekmez.

Bu noktada alışkanlıkların önemli bir avantajı ortaya çıkıyor.

Bir davranış alışkanlığa dönüştüğünde, onu yapmak için her seferinde yeniden karar vermek zorunda kalmayız.

Bu konuyla ilgili daha önce hazırladığımız Küçük Adımlarla Büyük Değişim yazısına da göz atabilirsiniz.

Oradaki temel fikir burada da geçerli:

Küçük ama sürdürülebilir davranışlar, büyük ve yorucu değişimlerden daha etkili olabilir.

Telefonumuz Fark Etmeden Kaç Karar Verdiriyor?


Telefonunuzu düşünün.

Bir bildirim geliyor.

O anda aslında küçük bir karar vermek zorunda kalıyoruz:

Bakacak mıyım?

Bakmayacak mıyım?

Cevap verecek miyim?

Sonra mı cevaplayacağım?

Bir mesajın içinde bağlantı varsa yeni bir karar daha oluşuyor.

Açacak mıyım?

Bir video karşımıza çıkıyor.

İzleyecek miyim?

Her biri birkaç saniyelik olaylar.

Fakat gün içinde onlarca kez tekrarlandığında dikkatimizi sürekli küçük parçalara bölebiliyor.

Bu nedenle gereksiz bildirimleri kapatmak yalnızca telefondan daha az rahatsız olmak anlamına gelmez.

Aynı zamanda gün boyunca vermek zorunda olduğumuz bazı küçük kararları da ortadan kaldırır.

Telefonu hayatımızdan çıkarmamız gerekmiyor.

Sadece ne zaman dikkatimizi isteyeceğine telefonun değil, bizim karar vermemiz gerekiyor.


“Bugün Ne Yapacağım?” Sorusunu Küçültün

Uzun yapılacaklar listelerinin başka bir sorunu vardır.

Listeye baktığınızda on beş farklı iş görüyorsanız hangisinden başlayacağınıza karar vermek bile ayrı bir işe dönüşebilir.

Bunun yerine günün başında yalnızca şu soruyu sorun:

“Bugün tamamlanırsa günümü anlamlı kılacak üç şey nedir?”

Listenizin geri kalanı yine durabilir.

Ancak üç temel öncelik belirlemek, gün boyunca tekrar tekrar “Şimdi ne yapmalıyım?” sorusuna dönmenizi azaltabilir.

Burada amaç bir günde mümkün olduğunca çok şey yapmak değildir.

Amaç önemli olanı, acil görünen onlarca küçük şeyin arasından ayırabilmektir.


Önemli Kararları Günün En Yorgun Saatine Bırakmayın

Bazı kararların ertelenmesi mümkündür.

Yeni bir eğitim programına katılmak, önemli bir alışveriş yapmak, yeni bir projeye başlamak veya çalışma hayatınızla ilgili bir değişiklik düşünmek gibi konuların gece geç saatlerde birkaç dakika içinde çözülmesi gerekmez.

Önemli bir karar geldiğinde kendinize zaman verebilirsiniz.

Hatta basitçe bir kâğıda üç şey yazabilirsiniz:

Ne istiyorum? Neden istiyorum? Bu kararın birkaç ay sonraki sonucu ne olabilir?

Bir düşünceyi zihnimizin içinde tekrar tekrar çevirmek yerine yazıya dökmek bazen durumu çok daha görünür hâle getirir.

Çünkü düşünürken her şey birbirine karışabilir.

Yazdığımızda ise seçenekleri ayrı ayrı görmeye başlarız.

Belki de “Zamanım Yok” Değil, “Enerjim Kalmadı”


İlginç olan şu:

Bazen akşam birkaç saat boş zamanımız vardır ama hiçbir şey yapmak istemeyiz.

Bu durumda sorun gerçekten zaman olmayabilir.

Zihinsel enerjimiz tükenmiş olabilir.

Gün boyunca küçük sorunlar çözmek, insanlara cevap vermek, işler arasında geçiş yapmak ve sürekli seçim yapmak bizi düşündüğümüzden daha fazla yorabilir.

Bu nedenle kişisel gelişimi yalnızca zaman yönetimi olarak görmek yeterli olmayabilir.

Kendimizi biraz gözlemlemek gerekir.

Hangi saatlerde daha rahat odaklanıyoruz?

Sabah mı daha kolay karar veriyoruz?

Hangi tür işler bizi çok kısa sürede yoruyor?

Çok fazla seçenek olduğunda mı zorlanıyoruz?

Yoksa ne yapacağımız belli olmadığında mı?

Bu soruların herkeste aynı cevabı olmayacaktır.

Önemli olan başkasının düzenini aynen kopyalamak değil, kendi çalışma biçimimizi fark etmektir.


Bugün Deneyebileceğiniz Basit Bir Yöntem

Bu akşam iki dakika ayırın.

Kendinize yalnızca şu iki soruyu sorun:

“Bugün hangi kararı gereksiz yere tekrar tekrar verdim?”

ve

“Bunu yarın bir kez karar verip kapatabilir miyim?”

Belki cevabınız çok küçük olacaktır.

Yarın ne giyeceğinizi akşamdan hazırlamak olabilir.

Sabah yapacağınız ilk işi önceden belirlemek olabilir.

Bir uygulamanın bildirimini kapatmak olabilir.

Haftalık alışveriş gününüzü sabitlemek olabilir.

Amaç hayatınızı kurallarla doldurmak değil.

Tam tersine:

Önemsiz konularda daha az düşünerek önemli konulara daha fazla zihinsel alan bırakmak.


Sonuç: Her Şeye Karar Vermek Zorunda Değilsiniz

Kişisel gelişim bazen daha disiplinli olmak, daha fazla çalışmak veya yeni hedefler oluşturmak gibi anlatılıyor.

Fakat gelişmenin başka bir tarafı da var.

Hayatı gereksiz yere zorlaştıran şeyleri fark etmek.

Her seçeneği değerlendirmek zorunda olmadığımızı kabul etmek.

Bazı küçük kararları alışkanlıklara bırakmak.

Dikkatimizi gerçekten önemli olan şeylere saklamak.

Bugün kendinize şu soruyu sorun:

“Hayatımda hangi küçük kararı bir daha her gün vermek zorunda kalmasam biraz daha rahat ederdim?”

Belki cevap çok sıradan görünecek.

Ama bazen zihnimizdeki büyük rahatlama, küçücük bir kararın ortadan kalkmasıyla başlar.

Kişisel gelişim, planlama ve günlük yaşamınızı daha düzenli hâle getirmeye yönelik diğer çalışmalarımız için Hizmetleri İncele sayfamıza da göz atabilirsiniz.

Bu konuyu uygulamaya dönüştürmek ister misiniz?

Kişisel gelişiminizi daha sistemli takip etmek, hedeflerinizi ölçülebilir hâle getirmek ve ilerlemenizi değerlendirmek için Kendini Ölç: Kişisel Gelişimini Verilerle Takip Et eğitimini inceleyebilirsiniz.

Bu makaleyi paylaşın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir