Eğitimde ölçme ve değerlendirme denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak sınavlar, sorular, puanlar ve notlar gelir. Ancak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile birlikte ölçme ve değerlendirmeye yüklenen anlamın daha geniş bir çerçevede ele alındığını görüyoruz.

Yeni yaklaşımın temel sorusu artık yalnızca “Öğrenci ne kadar öğrendi?” değil.

Bunun yanında;

“Öğrenci öğrendiği bilgiyi kullanabiliyor mu, becerisini gösterebiliyor mu ve öğrenme süreci nasıl ilerliyor?”

soruları da önem kazanıyor.

Millî Eğitim Bakanlığının Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne ilişkin açıklamalarında ölçme ve değerlendirme, öğretim bittikten sonra gerçekleştirilen ayrı bir işlemden çok, öğrenme sürecinin devamlı bir parçası olarak tanımlanıyor. TMM Eğitim

Model Kademeli Olarak Yaygınlaşıyor

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli bütün sınıflarda aynı anda uygulanmaya başlanmadı.

2026-2027 eğitim öğretim yılında modelin öğretim programları temel eğitimde 1, 2, 3, 5, 6 ve 7. sınıflarda uygulanıyor. Ortaöğretimde ise hazırlık sınıfları ile 9, 10 ve 11. sınıflarda uygulanıyor. TMM Eğitim

Dolayısıyla ölçme ve değerlendirmedeki değişimin de kademeli biçimde sınıflara ve derslere yansımasını beklemek gerekiyor.

Sonuçtan Çok Öğrenme Süreci İzleniyor

Geleneksel ölçme anlayışında genellikle bir konu anlatılır, ardından sınav yapılır ve öğrencinin başarısı aldığı puanla değerlendirilir.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde ise geliştirici ya da biçimlendirici değerlendirme daha görünür hâle geliyor.

Öğrencinin öğrenme süreci devam ederken;

  • neyi öğrendiği,
  • hangi konuda zorlandığı,
  • hangi beceriyi geliştirdiği,
  • nerede desteğe ihtiyaç duyduğu

belirlenmeye çalışılıyor.

Bu nedenle değerlendirme yalnızca öğretimin sonunda yapılan bir işlem olmaktan çıkarak öğretmenin öğretimi yeniden düzenlemesine yardımcı olan bir bilgi kaynağı hâline geliyor. MEB de öğretim devam ederken öğrencinin sürekli izlenmesini, öğrenciye geri bildirim verilmesini ve öğrenciden alınan geri bildirime göre öğretim tasarımında düzenlemeler yapılmasını öngörüyor. TMM Eğitim

“Sınav Sonucu” Yerine “Öğrenme Kanıtı” Kavramı

Modelde dikkat çeken ifadelerden biri “öğrenme kanıtları”.

Bu kavram önemli.

Çünkü öğrencinin başarısının yalnızca bir sınavdan aldığı puanla açıklanamayacağı kabul ediliyor. Öğrencinin yaptığı çalışmalar, performansı, verdiği cevaplar, ortaya koyduğu ürünler ve süreç içerisindeki gelişimi de öğrenmenin kanıtı olarak kullanılabiliyor.

Böylece değerlendirme;

tek sınav → tek puan → tek karar

şeklindeki yapıdan uzaklaşıp birden fazla bilgi kaynağından yararlanılan bir yapıya doğru ilerliyor.

MEB’in model açıklamalarında da öğrenme çıktılarının açık biçimde tanımlanması ve öğrenciden birden fazla öğrenme kanıtı toplanması özellikle vurgulanıyor. TMM Eğitim

Bilmek Yetmiyor: Bildiğini Kullanabilmek Önem Kazanıyor

Modelin ölçme ve değerlendirme açısından en önemli değişikliklerinden biri de beceri odaklı değerlendirme.

Öğrencinin bir tanımı ezberlemesi veya bir bilgiyi hatırlaması elbette hâlâ önemli olabilir. Ancak bazı öğrenme çıktılarında bunun ötesine geçilmesi amaçlanıyor.

Örneğin öğrenciye yalnızca:

“Bu kavramın tanımı nedir?”

diye sormak yerine;

bir durum, metin, tablo, grafik, deney sonucu veya günlük yaşam problemi verilerek bilgiyi kullanması istenebilir.

Buradaki temel ayrım şu:

Öğrencinin yalnızca ne bildiğine değil, bildiğiyle ne yapabildiğine de bakılıyor.

2026’da yayımlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Bağlam Temelli Çoktan Seçmeli Soru Yazım Kılavuzu da bu anlayış doğrultusunda hazırlandı. Bakanlık, kılavuzun merkezî ve ortak sınavlarda, okul genelindeki yazılı sınavlarda, ders kitaplarında ve yardımcı materyallerde temel kaynaklardan biri olarak kullanılacağını açıkladı. Millî Eğitim Bakanlığı

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Bağlam Temelli Çoktan Seçmeli Soru Yazım Kılavuzu’na ulaşmak için tıklayınız.

Bağlam Temelli Sorular Daha Fazla Karşımıza Çıkacak

Burada yeni bir kavram daha ortaya çıkıyor:

Bağlam temelli soru.

Bağlam temelli soruda öğrenciye yalnızca çıplak bir bilgi sorusu yöneltilmez. Önce öğrencinin üzerinde düşünebileceği anlamlı bir durum oluşturulur.

Bu bağlam;

bir günlük yaşam problemi, deney sonucu, grafik, tablo, metin, görsel, bilimsel durum veya gerçek yaşam senaryosu olabilir.

Öğrenciden bu bilgilerden yararlanarak düşünmesi, ilişki kurması, çıkarım yapması veya problem çözmesi beklenebilir.

Bakanlığın 2026 yılında yayımladığı kılavuz özellikle kavramsal ve alan becerilerinin ölçülmesine yönelik bağlam temelli çoktan seçmeli soru geliştirme sürecini standartlaştırmayı amaçlıyor. Millî Eğitim Bakanlığı

Bu yaklaşımın yalnızca teorik bir çalışma olarak kalmadığını da görüyoruz. MEB’in Temmuz 2026’da açıkladığı araştırmada hazırlanan soruların 12 ilde 14.556 öğrenciyle gerçekleştirilen pilot uygulamada denendiği bildirildi. Millî Eğitim Bakanlığı

Performans Görevlerinin Önemi Artıyor

Bir öğrencinin bazı becerilerini yalnızca çoktan seçmeli sorularla ölçmek mümkün değildir.

Sunum yapmak, araştırmak, bir problemi çözmek, bir ürün tasarlamak, verileri yorumlamak veya öğrendiği bilgiyi yeni bir duruma aktarmak gibi beceriler farklı değerlendirme yöntemlerini gerektirir.

Bu nedenle Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde performans görevlerine özel önem veriliyor.

MEB’in açıklamasına göre performans görevlerinin mümkün olduğunca sınıf ortamında gerçekleştirilmesi; gerçek hayatla ilişkili, öğrenci açısından anlamlı ve bilginin transferine imkân sağlayacak nitelikte olması bekleniyor.

Modelde ayrıca her ünite, tema veya öğrenme alanında en az bir performans görevinin uygulanması esas alınıyor. TMM Eğitim

Bu nokta önemli çünkü performans görevi yalnızca “ödev vermek” anlamına gelmiyor.

İyi hazırlanmış bir performans görevinin neyi ölçtüğü açık olmalı ve değerlendirme ölçütleri öğrenci tarafından anlaşılabilmelidir.

Öğrenci Değerlendirmede Daha Aktif

Yeni yaklaşımda değerlendirme yalnızca öğretmenin öğrenci hakkında karar verdiği bir süreç olarak görülmüyor.

Öz değerlendirme ve akran değerlendirme uygulamalarına da yer veriliyor. TMM Eğitim

Öz değerlendirmede öğrenci kendi çalışmasına bakarak:

“Bunu ne kadar iyi yapabildim?”

“Nerede zorlandım?”

“Neyi geliştirmeliyim?”

gibi sorular üzerinde düşünebilir.

Akran değerlendirmede ise öğrenciler belirlenen ölçütlere göre birbirlerinin çalışmalarını inceleyebilir.

Burada amaç öğrencinin kendi öğrenmesini fark etmesini ve öğrenme sürecinde daha aktif rol almasını sağlamaktır.

Geri Bildirim Not Vermekten Daha Önemli Hâle Geliyor

Bir öğrenci sınavdan 65 aldığında yalnızca puanını bilmesi, ona neyi yanlış yaptığını veya nasıl gelişebileceğini her zaman göstermez.

Oysa;

“Grafiği doğru yorumladın ancak sonuç ile gerekçen arasındaki ilişkiyi daha açık kurmalısın.”

şeklinde bir geri bildirim öğrencinin ne yapması gerektiğini çok daha açık gösterebilir.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde geri bildirimin temel işlevi de burada ortaya çıkıyor.

Değerlendirme yalnızca öğrencinin mevcut durumunu belirlemek için değil, bir sonraki öğrenme adımını desteklemek için kullanılıyor. MEB’in ölçme-değerlendirme çerçevesinde öğrenciye açık ve anlaşılır geri bildirim verilmesi özellikle vurgulanıyor. TMM Eğitim

Her Öğrenci Aynı Yöntemle Değerlendirilmek Zorunda Değil

Modelin bir başka dikkat çekici yönü farklılaştırılmış ölçme ve değerlendirme anlayışı.

Öğrencilerin;

yetenekleri, özel gereksinimleri ve öğrenme profilleri birbirinden farklı olabilir.

Bu nedenle MEB, ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin çeşitlendirilmesini ve öğrencilerin mümkün olduğunca çok yönlü değerlendirilmesini öngörüyor. TMM Eğitim

Bu yaklaşım “her öğrenciye farklı not sistemi uygulanması” anlamına gelmez.

Asıl amaç, ölçülmek istenen öğrenme çıktısına uygun ve öğrencinin becerisini gösterebilmesine imkân veren değerlendirme yöntemlerinin kullanılmasıdır.

Dijital Ölçme ve Değerlendirme de Sistemin Bir Parçası

Model yalnızca kâğıt-kalem sınavlarına odaklanmıyor.

Dijital teknolojilerin;

simülasyonlar, senaryo temelli uygulamalar, eğitsel oyunlar ve farklı çevrim içi değerlendirme araçları aracılığıyla ölçme ve değerlendirmede kullanılabileceği belirtiliyor. TMM Eğitim

Özellikle performansa dayalı değerlendirmelerde bu yöntemler öğrencinin yalnızca doğru cevaba ulaşıp ulaşmadığını değil, bir problemi nasıl çözdüğünü gözlemleme açısından yeni imkânlar sağlayabilir.

Peki Yazılı Sınavlar Ortadan Kalkıyor mu?

Hayır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli sınavların tamamen kaldırıldığı bir sistem anlamına gelmiyor.

Aksine yazılı sınavlar, ortak sınavlar ve çoktan seçmeli sorular varlığını sürdürüyor. Değişen nokta bunların hangi öğrenme çıktısını ve hangi beceriyi ölçmek amacıyla hazırlandığı.

2026’da yayımlanan bağlam temelli soru yazım kılavuzunun merkezî sınavlardan okul yazılılarına kadar kullanılacağının açıklanması da çoktan seçmeli soruların ortadan kaldırılmadığını; soru yapısının beceri odaklı hâle getirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü gösteriyor. Millî Eğitim Bakanlığı

Öğretmen Açısından Ne Değişiyor?

Belki de modelin en önemli uygulama alanı burası.

Çünkü süreç odaklı ölçme ve değerlendirme öğretmenin yalnızca sınav hazırlamasını değil;

öğrenme çıktısını incelemesini, uygun ölçme aracını seçmesini, performans görevleri hazırlamasını, değerlendirme ölçütlerini belirlemesini, öğrenme kanıtlarını izlemesini ve öğrenciye nitelikli geri bildirim vermesini gerektiriyor.

Dolayısıyla ölçme ve değerlendirme bilgisi öğretmen açısından yalnızca “soru hazırlama ve not verme” becerisi olmaktan giderek uzaklaşıyor.

Öğretim ile ölçme-değerlendirme birbirine daha fazla yaklaşıyor.

Uygulamanın İzlenmesi de Devam Ediyor

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde açıklanan ilkeler ile bunların bütün sınıflarda ve okullarda ne ölçüde etkili uygulanabildiği aynı şey değildir.

Model hâlen kademeli olarak uygulanıyor ve MEB de uygulamayı izleme ve değerlendirme çalışmaları yürütüyor. Ortaöğretimde bu çalışmaların 2024-2025 eğitim öğretim yılında matematik, fizik, kimya, biyoloji, Türk dili ve edebiyatı, tarih ve coğrafya derslerinde başlatıldığı açıklandı. MEB Ortaöğretim

Haziran 2026’da ayrıca MEB, ÖSYM, üniversiteler ve ilgili birimlerden uzmanların katılımıyla modelin ölçme ve değerlendirmeye yansımalarının ele alındığı bir çalıştay gerçekleştirildi. ODSGM

Bu nedenle önümüzdeki dönemde modelin ölçme ve değerlendirme uygulamalarının yalnızca nasıl tasarlandığını değil, sınıfta nasıl uygulandığını ve hangi sonuçları ortaya çıkardığını izlemek de önemli olacak.

Sonuç: Ölçmekten Çok Öğrenmeyi Desteklemek

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ölçme ve değerlendirme yaklaşımını tek cümleyle özetlemek gerekirse:

Değerlendirmenin yalnızca öğrenmenin sonunda yapılması yerine, öğrenmeyi geliştirmek için sürecin içinde kullanılması hedefleniyor.

Bu çerçevede;

süreç odaklı değerlendirme, öğrenme kanıtları, beceri temelli sorular, performans görevleri, öz ve akran değerlendirme, geri bildirim, farklılaştırılmış değerlendirme ve dijital uygulamalar daha görünür hâle geliyor.

Ancak herhangi bir ölçme ve değerlendirme sisteminde olduğu gibi asıl belirleyici olan yalnızca kullanılan aracın adı değildir.

Bir soru “beceri temelli” olarak adlandırıldığı için kendiliğinden iyi bir soru olmaz. Bir performans görevi verildiği için öğrencinin becerisi otomatik olarak doğru ölçülmüş olmaz.

Temel soru yine aynıdır:

Ölçmek istediğimiz özelliği gerçekten ölçebiliyor muyuz?

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ölçme ve değerlendirme açısından önümüzdeki yıllardaki en önemli sınavı da muhtemelen bu sorunun sınıf içindeki karşılığı olacaktır.

Bu Konuyu Uygulamalı Olarak Öğrenmek İster misiniz?

Sınav hazırlama, madde analizi, puanların değerlendirilmesi ve Excel uygulamalarını adım adım öğrenmek için Uygulamalı Ölçme ve Değerlendirme: Sınavdan Analize eğitimini inceleyebilirsiniz.

Bu makaleyi paylaşın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir